Sabah sabah kurt gibi acıkmıştı. Karnını doyurmak için kendi uğraş vermesi gerekiyordu, çünkü yanında kimseler yoktu.
Sonra, bir gün, bir ekstra tabaktan başka bir şey beklemeyen, hatta aynı tabaktan paylaşmaya bile razı olan biri ile karşılaştı. Bunun dışında sahip olabileceği tek şey mutluluktu, ve bu karmaşık bir dünyadan alabileceği basit şeylerin arasında en güzeli idi.
Ve o gün birbirlerinden başka bir seye ihtiyacları olmadıgını farkeden bu çift, bilinmeyen bir şehre yaya bir şekilde yol almaya başladı.
Bilgisayarının kapağını indirip “saçma bir film!” diye sitem eden adam, hazırladığı mütevazı kahvaltıyı iştahsız ve isteksizce yemeye koyuldu.
Çok istese de ulaşamayacağı hayaller vardı sadece aklında. Umudunu yitirmedi pek. İçinde bir ateşi yakmaya devam etti her daim.
Hiçbir şey için isteksiz olmadı. Her istediğini hemen söyleyebilecek kadar rahat bir insandı çoğu zaman. Ama yine de ulaşması imkansız hayaller içerisinde sürüklendi hep.
Sabah uyandığında düşüneceği fazla bir şey yoktu aslında. Sadece yapacağı kahvaltı, bir de o vardı aklında.
İçi acırdı zaman zaman, ama o yine gülümsemesini bildi yer yer lanet ettiği yaşantısına inat.
Çünkü her şeye rağmen, hayattaydı.
Burada soruları sen sorarsın bebek. http://formspring.me/kereemm
limonuseverim:
Doldurmak da istemiyo.
Özetle kimse seni istemiyo.
Sizin içiniz fesat.
Ama yine de muhtaçsın ona, yokluğunda tüm işi ellerinle yapmak zorunda kalıyorsun.