Ne denir ki,
Gözümün önünde, gözlerinin içine baka baka gitmene müsaade ettim. Gitmeyecektin. Sabaha kadar sarılacaktık icabında, günün doğuşunu, batışını, sonra bir daha doğuşunu görene dek.
Dayanamayacaktık, birbirimizin kollarında uyuyakalacaktık. Baş başa olacaktık, kimselerin olmadığı bir çatının altında.
Bir şarkıyı aynı kulaklıklardan duyacak kadar uzak olsak yeter işte.
Aynı rüyayı görmesek de olur, yeter ki öznesinde “biz” olalım.