21:27
Gelecekteki bana benden bir mektup.
Bugün bilgisayarımda internete kavuşmanın mutluluğunu kendi içimde kutlarken, bilgisayarımın derinliklerinde, 5 yıl önce tutmaya başlayıp bir haftada bıraktığım bir seri yazı geldi. Günlük gibi, ne hissettiğimi yazmışım hep. En küçük ayrıntısına kadar.
Umutsuzmuşum eski zamanlarda. İnanmamışım hiç bir şeye. Güvenmemişim kendime. Gelecekteki bana bir mektup bırakmışım. Hiç bir şey yoluna girmeyecek demişim. Şansım yok demişim. En yakın arkadaşıma bile güvenemediğimden yakınmışım. Çok basit sorunlarla boğuşmuşum. Yalnız ve mutsuz kalacağımdan eminmişim.
Zaman makinesi icat olursa, ilk yapacağım iş, beş yıl öncesine gidip, kendime dayanmamı, her şeyin yoluna gireceğini, ve tekrardan, dayanmamı söylemek olurdu. Hoş, eski ben dinlemezdi, bir sabırsızlık var ki bende, hiç değişmedi.
Bir çöp kamyonu geçiyor, kokusunu sesinden önce farkettim, öyle fena. Ah güzel Mecidiyeköy ah. Seviyorum seni. Burada yaşlanmak isterim. Benim huzurum metropol, yaşayan cehennemin ortası. İnsanların telaşlanmasını seyrederken huzur doluyor içim. Hep bir yerlere ulaşmaya çalışan insanlar, hep bir mutsuzluk yüzlerinde. Beni ne böyle gülümsetiyor bu günlerde, tam nokta vuruş olarak gösteremiyorum. Ama bir çok şey var.
Gelecekteki Kerem, bak bunu okursun bir gün çıkar bir yerlerden. Sıkıntıya falan düşersen hatırla bak, güzel günlerin oldu elbet, yine olur. Mutluysan da, senden mutlusu yok zaten kanka.
Evet, delirmediğimden eminim.
Not: 5 sene önce çilekli milkshake seviyordum. Şimdi seviyorum. 5 sene sonra da daha iyi bir içeceğin icat olacağını düşünmüyorum. Milkshake’e devam kanka.
