10:37
Uyum
Dinlenememiş, yorgun gözlerle uyandı bu sabah. Hava sıcaktı. Bu sıcakta yapılabilecek en çılgın şeyi yaptığını düşünüyordu, kettle’ına kahve suyu koyup düğmeye basarken. Bastı düğmeye, ve ışığın sönmesini bekledi. Fokurdama sesleri içinde bir huzur ortamı oluşturuyordu. Kaynayan suyun sesi kumsala vuran sert dalgalar gibi, müzik gibi geliyordu kulaklarına.
Gece yine müzikle uyumuştu. Müziğin deliksiz uykuyu engellemesi konusunda duyduklarına katılıyordu, fakat, umursamıyordu. Bilinçaltına isteği dışında yerleşen şarkılar kulağına daha bir yakın, daha az yabancı geliyordu her müzikle uyuyuşunda.
Kettle’ın sesi attığında, en sevdiği kupasına kahvesini koyup, suyu doldurdu. Şekere ihtiyacı yoktu bu sefer, hayatı yeterince tatlıydı.
Kahvesini yudumlarken düşüncelere daldı biraz. Kafasında bir çok şey vardı. En sevdiği, en özene bezene yazdığı defterini aldı ve masasına koydu. Yazmaya doyamadığı kalemini çıkardı, ve aklından geçenleri kağıda aktardı.
“
Bir yaz günü, içinde hem üşümeyi, hem ısınmayı, hem mutlu olmayı, hem çelişkiyi, hem umudu, hem umutsuzluğu, hem bir günü, hem her günü, en güzel duyguları, ve en korkutan fobileri bir arada bulundurdu.
Ne yapmam gerektiğini biliyorum. Nasıl sonuçlanacağını hiç bilmiyorum. Ruhum savaş diyor, kalbim savaş diyor, aklım başka bir şey yapmamın yanlış olacağını çığlık ata ata hatırlatıyor.
Bir gelecek resmediyorum, elimde bir fırça, ve diğer elimde ihtiyacım olacak her rengi bulunduran bir boya paleti. Hayatımı kanvas üzerinde şekillendirirken, attığım her fırça darbesi ile resmin ayrı bir renge büründüğünü görebiliyorum. Bir kaç rengin karışarak yüzlerce renge dönüştüğü, bu renklerin birbirine en uygun şekilde karışmış harmonisi gibi görünen bu kanvasta hala tamamlanamamış bölümler var.
Harmoni henüz mükemmele ulaşamadı, hatta bundan çok uzak. Bir renk eksik resmimde. Kırmızı. Aşkın, arzunun, sevginin, damarlarımdaki kan ile birleşmesini resmetmeme yarayacak tek rengi resmime kavuşturamadım bir türlü. Ne zaman kırmızının en uygun tonunu bulduğumu sandıysam, ya resmi tamamlamaya yetecek kadarını bulamıyorum, ya da ulaşamayacağım yüksekliklerin ardında oluyor.
Başyapıtımı tamamlamak için doğru kırmızıya ulaşmam gerektiğinin farkındayım. Dağların ardında da olsa, göklerde de olsa, o kırmızıya ulaşacağım.
“
Kendine olan yazısını bitirdiğinde, gidip ikinci kahvesini hazırladı. Sıcak kahvesini içerken, kalbinin her sözünü dışarıya vurmuş olmaktan duyduğu huzurun dilini yakan şekersiz ama tatlı kahvenin verdiği canlılık ile buluştuğunu hissetti. Artık güne ve günün getireceği her türlü sıkıntıya hazırdı.
