<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0"><channel><atom:link rel="hub" href="http://tumblr.superfeedr.com/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"/><description>Dolmakalem ile çizgisiz deftere yazmayı çok severim. Yazarım, ama çizmem, çizimim kötüdür. 

 Mesela bana mail atabilirsin. </description><title>Kimse</title><generator>Tumblr (3.0; @keremimo)</generator><link>http://kerem.im/</link><item><title>Olur ya bazen böyle, insanın içini umutla kaplamak için sebepler, sebepler. Kulaklarım halen...</title><description>&lt;p&gt;Olur ya bazen böyle, insanın içini umutla kaplamak için sebepler, sebepler. Kulaklarım halen çınlıyor aslında, ama öylesine sessiz bir ortamdayım ki, her bastığım tuş çekiç darbesi gibi geliyor. O yüzden biraz kısa tutasım var bu kez.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çok değil.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&amp;#8220;HAYT!&amp;#8221;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Gürültünün merkezi olan, kız arkadaşının üzerine adeta sıçrayan adama dönüp bakıyordu herkes. Neden öyle bir şey yaptığını hiç anlayamadım, azar yemesine değdi mi onu bile çözemedim. Ama bazen işte, bazen beklenmedik olması gerekiyor her şeyin. Bir sözün, bir hissin, bir kelamın, uyarmadan, haber vermeden, bir sürpriz gibi. Herkesin dikkatini çekecek kadar. Sonuçta, şu anda o adamın yüzünü hiç kimse hatırlamıyor.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;O adamın aklımda bıraktığı tek şey, anı yaşayabilmek oldu. Bunu başaran ender insanlardandı.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Müzik dinliyorduk. Sağ tarafımdaki adama dikkatim gitti. Herkes çalan müziği, performansı bırakmış, uzun saçlarını bir çılgın gibi savuran metalci tipli adamı izliyordu. Dünya umurunda değildi adamın, sadece çalan müziğe kendini tamamen adamış biçimde, kendinden tamamen geçmiş bir trans halindeydi. Dostları onu dürtüyor, &amp;#8220;Abi kendine gel abi&amp;#8221; diyerek uyarıyorlardı, fakat onu hiç bağlamıyordu bu sözler. Onun da yüzünü kimse hatırlamıyor şu anda.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Bazen anlık yaşanmalı. Plan program yapmadan, kafayı vantilatör gibi çevirerek, bağıra çağıra, deli deneceğini bile bile. Nasıl olsa yarın sizi hiçbir kişi hatırlamayacak, sıkıcı hayatlarına devam edecekler.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Anlık yaşamak demişken, düşünceler ve umutlar denizinde yüzüyorum. Var bir şeyler, birileri. Okudukça gülümsüyordur.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Hep de gülümsesin zaten, zira yakışıyor.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;O değil de,&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Zamanın geçmemesini hiç bu kadar istememiştim.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/20250158548</link><guid>http://kerem.im/post/20250158548</guid><pubDate>Sun, 01 Apr 2012 01:30:25 +0300</pubDate></item><item><title>Nostalji Ve Yalnızlık</title><description>&lt;p&gt;Umutsuz, hüzünlü, biraz da eski günleri yad ediyordu içinden yüzü kırışmış, kamburu çıkmış olan yaşlı kadın, yeni sezon yazlık kadın elbiselerinin teşhir edildiği mağazanın camından içeriye bakarken. Yaşayamadığı her duygu içini yiyordu biraz biraz, ve bu his, zaten kırışmış, yaşlanmış olan bedenini ruhu ile karşılaştırdığında genç görmesine sebep olacak kadar yıkıcıydı. Çökmüştü belli ki, geçen zamanın kendinden götürdükleri ile birlikte. Vefat eden kocasının yüzüğünü halen parmağında taşıyordu. Yavaş ve amacı olmayan adımlar atarak evinin yoluna koyuldu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evi boş değildi, sadece insansızdı. Yıllardır değişmeyen koltuğuna oturmadan önce, bir Zeki Müren plağı aldı eline, ve gramofona yerleştirerek dinlemeye başladı, gözünden damla damla yaş akarken. Yaşlı kadına bu kimsesiz evde eşlik eden tek canlı, yıllardır baktığı küçük bir saksıdaki küstüm çiçeği idi. Ziyaret edenleri, akrabaları, düşünenleri göçüp gitmiş, çocukları ve torunları uğramaz olmuş, geriye tek kalan şey bu çiçek olmuştu. Sevgi göstereceği tek şey bir saksıdaki çiçek.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çiçeği her sevmeye kalktığında, küstüm çiçeği boynunu büküp yapraklarını soldururdu. Buna rağmen, yaşlı kadın yıllarca bu nazlı çiçeğin suyunu eksik etmedi. Naz yapsa dahi, onu yalnız bırakmayacak olan tek canlı o çiçekti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gözündeki yaşları çalan şarkının bitmesi ile, kocasından kendisine hatıra kalan bir mendil ile sildi, ve bu dünyadan göçeceği günü saniye saniye beklemeye devam etti&amp;#8230;&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/20075014822</link><guid>http://kerem.im/post/20075014822</guid><pubDate>Wed, 28 Mar 2012 23:13:17 +0300</pubDate></item><item><title>Soğumuştu hava. Dışarıda insanlar bir telaş halinde, bir yerlere varmaya, ulaşmaya çalışıyor. Bir...</title><description>&lt;p&gt;Soğumuştu hava. Dışarıda insanlar bir telaş halinde, bir yerlere varmaya, ulaşmaya çalışıyor. Bir bir yanından geçen, hışımla telefonlarının ucundaki telaşlı patronlara çığıran, takım elbiseler içerisinde koşuşturan insanlar, sevdiği ile buluşmaya çalışan insanlar, zamana karşı yarışıp da umutsuzluğa kapılıp yarışı erkenden kaybedenler, hepsi tek bir sokakta buluşmuştu sanki.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Onları izlerken, içlerinden biri olmaya başladığı günlerin içinde olduğunu fark etmeye başlamıştı. Derin bir iç çekti. Geçmiş tatlıydı, güzeldi, telaşları daha az stresliydi, daha tatlıydı belki, ama yine de halinden memnundu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kalabalığın içinde bir çocuk kadar sebepsiz ve mutluydu. Çocukluğundan beri gittiği dükkanın standına yaklaştı. Alacağı dondurma için gözleri annesini arayınca fark etti tekrardan. Büyümüştü, kendi dondurmasını kendi alabilirdi artık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dondurmayı yerken, zamanın ne kadar hızlı geçtiğinden dem vuruyordu&amp;#8230;&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/20056952484</link><guid>http://kerem.im/post/20056952484</guid><pubDate>Wed, 28 Mar 2012 12:47:32 +0300</pubDate></item><item><title>Günler ardı ardına geçerken, aklının ucunda dolanan kelimeleri bir müsvedde kağıdının üzerine...</title><description>&lt;p&gt;&lt;em&gt;Günler ardı ardına geçerken, aklının ucunda dolanan kelimeleri bir müsvedde kağıdının üzerine çıkarıyordu. Çok fazlası olmasına gerek yoktu, çok daha fazlası olmalarına gerek vardı. Önce sözler ile dokunurdu, gönlüne hitap etmeliydi yaptığı her güzel şey, sonra tenler hissetmeliydi birbirini, buluşunca onun elleriyle elleri. Dudağından çıkan kelimeleri benimsemeliydi, dudaklarını buluşturmadan önce.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Siyah beyaz bir hayatı rengarenk yapmaya ihtiyacı yoktu, kahvenin tonlarıyla dolu bir sepya yeterdi çoğu zaman. Her şeye sahip olmasa da olur, yeterince şeye sahip iken hele.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Günü gelmişti artık, aptalca hatalarının yerini tatlı yanlışlıklara bıraktığı - ve böylece - zaten kısa sürecek hayatının en güzel yıllarını pişmanlıktan uzak geçirecekti. Eski kabuğundan kurtulup, içinden bir kelebeğin özgürlüğü ile kanatlarını açarak gökyüzüne, ışığa doğru yol alacaktı&amp;#8230;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/20001706398</link><guid>http://kerem.im/post/20001706398</guid><pubDate>Tue, 27 Mar 2012 11:13:31 +0300</pubDate></item><item><title>Kimseler yok iken buldun beni. Karanlıkta dengemi bozmadan merdiven tırmanmaya çalışırken aniden...</title><description>&lt;p&gt;&lt;em&gt;Kimseler yok iken buldun beni. Karanlıkta dengemi bozmadan merdiven tırmanmaya çalışırken aniden yanan ışık gibiydin. Sevdim hemen, anladım ki ışık olmadan merdiven çıkmak ne kadar zor ise, varken bir o kadar kolaymış.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Şimdi günler çabuk geçiyor, her gün bir gün daha fazla. Gözlerimi kapattığımda benimle sönen, gözlerimi açtığımda orada olan bir ışık gibi, her sabah sevgiyle sarılıyorum sana. Biliyorum ki, bana güzel günler gösterecek geçen zaman, sana sarıldıkça.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Hayallerim var, içine biraz ben, çokça sen kattığım.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Neredeysen artık.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/19947229658</link><guid>http://kerem.im/post/19947229658</guid><pubDate>Mon, 26 Mar 2012 11:57:04 +0300</pubDate></item><item><title>Bugün hayatımda ilk defa web archive - wayback machine&amp;#8217;in işe yarayabileceği bir durum ile...</title><description>&lt;p&gt;Bugün hayatımda ilk defa web archive - wayback machine&amp;#8217;in işe yarayabileceği bir durum ile karşı karşıya kaldım. Yazdığım hikayemin son parçası kapanan authorizm sitesi ile birlikte tarihin tozlu sayfalarına karıştı sanmıştım, ve işte tam o an, internet zaman makinesi yardımıma koştu. Son parçamı da elde edip hikayemi tekrar tamamlanmış hale getirdim. Bir daha olsa öyle yazamazdım eminim ki.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ondan sonra, bugün yapacak işlerim var, bir sürü hem de! Hepsini halledeyim bitireyim, sevgili kankalarımla akkkkşama kadar Fransız kahvesi. Kafein bombası patlatıp hiç uyumamak da planlarım arasında.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Niye uyumayayım ki? Hiç, düşünceler, düşünceler. Haftaya İstanbul&amp;#8217;da olacağım mesela. Koydum kafama. Denizin kokusunu almadan yaşayamıyorum. Aslında hemen uyumam gerekir di mi? Şöyle bir hafta uyusam mesela, uyansam yolda olsam, hatta uyansam İstanbul&amp;#8217;da olsam. Yok yok. Neyse beklerim artık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;O değil de,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Güzel günler sandığımdan daha yakın.&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/19776593810</link><guid>http://kerem.im/post/19776593810</guid><pubDate>Fri, 23 Mar 2012 10:47:34 +0200</pubDate></item><item><title>Kendime şaşırıyorum. Halen ne sigara içtim, ne de kahve. Bu sabah keyifsizim biraz da böyle. Şarkı...</title><description>&lt;p&gt;Kendime şaşırıyorum. Halen ne sigara içtim, ne de kahve. Bu sabah keyifsizim biraz da böyle. Şarkı sözü gibi oldu yazınca şöyle, ba dum tsss!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tamam, iyiyim. Sanırım elime gitarımı almam gereken o günlerden birindeyim. Ama şimdi çok üşeniyorum, kim Cubase yükleyecek, pedalları çıkaracak, bilgisayara bağlayacak, gitarı takacak, akortunu yapacak, onu yapacak, bunu yapacak? Zaten bütün bunları halledene kadar ilham falan da kalmıyor. Evimde olmalıyım, bunların hepsi kurulu olmalı, tek yapmam gereken şey gitarımı elime alıp kayıt yapmak olmalı. Ve her şeyde olduğu gibi, bunda da tek bir engelim var. Birkaç ayı kalmasına rağmen bitmek bilmeyen, beni artık çileden çıkartan sevgili okulum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir haftasonumu feda edip sevgili evime dönmek istiyorum. Birkaç gün olsun, yeter bana. İstanbulsadım yine. İstanbul&amp;#8217;umun kahvesi, boğazı, insanları hep başka. Seviyorum, hepsini bir başka seviyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;O değil de,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Neyse.&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/19726557640</link><guid>http://kerem.im/post/19726557640</guid><pubDate>Thu, 22 Mar 2012 11:42:59 +0200</pubDate></item><item><title>Güneş yüzüne vurduğundan rahatsız olmuştu. Gözleri yarım açık bir şekilde saate bakmak için...</title><description>&lt;p&gt;&lt;em&gt;Güneş yüzüne vurduğundan rahatsız olmuştu. Gözleri yarım açık bir şekilde saate bakmak için telefonuna uzandı. Saat, kahvaltı yapmak için çok geç, öğle yemeği yemek için ise çok erkendi. Böyle bir saatte uyanmaya alışık değildi. Yapacak bir şey bulamadığı için üzerine bir pantolon çekip dışarıya adımını attı.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Hava kabul edilebilecek seviyede serindi. İnsanlar ise alışılmadık derecede bir panik halinde, bir yerlere yetişmeye çalışıyorlardı. Günü meşgul yaşayanlara hep imrenirdi.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Bir güç onu markete doğru itmeye başladı. Kendi içinden gelen bir güç. Karnının açlığı.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Karnını doyurabilecek bir şeyler aldı, ve kasaya doğru ilerledi. Tüm kasalar doluydu, uzun bir sıra vardı. Sıralardan birine geçip beklemeye başladı.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Önünde uzun koyu kumral saçları olan, uzun boylu bir kadın vardı. Adamın kafasında boş boş düşünceler gezinirken, kadın birden arkasını döndü, ve uzun saçları dönüşün etkisiyle savrularak adeta adamın yüzüne bir tokat gibi çarptı.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;- Çok özür dilerim!&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;- Önemli değil.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Yüzünü ilk kez o an görmüştü. İçinde oluşan his, sevdiği birini uzun süreden sonra ilk defa görmek gibiydi. Sonra, şampuanının kokusu burnuna ulaştı. Daha önce hiçbir yerde duymadığı bir kokuydu. Anne kucağı kadar huzur verici bir koku.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Bunları düşünürken, kadına uzun uzun baktığının farkına yeni varmıştı. Kadın da önüne dönmemiş, adamın bakışlarından bir anlam çıkarmaya çalışıyor gibiydi. İşte tam o anda, adam irkildi ve kafasını çevirdi. Kadının yüzünde küçük bir gülümseme belirdi. Sıra ondaydı. Kendi aldıklarını poşetlere koyduktan sonra, boş bir poşeti açıp içine bir kağıt parçası attı. Gitmeden önce dönüp tekrar gülümsedi. Çok samimi ve içten bir gülümsemesi vardı.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Sıra adama geldiğinde, o poşete koydu aldığı her şeyi. Odasına gidip poşetin içindeki kağıdı çıkarttı.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Kağıtta &amp;#8220;Kadere inanır mısın?&amp;#8221; yazıyordu.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Altına &amp;#8220;Hayır&amp;#8221; yazıp camdan aşağı attı, ve aç karnını doyurmaya koyuldu.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/19674819407</link><guid>http://kerem.im/post/19674819407</guid><pubDate>Wed, 21 Mar 2012 12:16:00 +0200</pubDate></item><item><title>Bugünlerde ne yaptığını bilen bir insana dönüşmeye başladığımı hissettim, bu güzel.
Eğer...</title><description>&lt;p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Bugünlerde ne yaptığını bilen bir insana dönüşmeye başladığımı hissettim, bu güzel.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Eğer kredilerinin adı &amp;#8220;Le Kontör&amp;#8221; olursa, BIMCell&amp;#8217;e geçeceğim.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Nostaljiye merak sardım mesela. Türk sanat müziği dinler oldum bazı bazı. Konuşmama bile etki etti, adeta bir Zeki Müren Türkçesi ile konuşur oldum.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Mezun oluyorum yakında. Kurtuluyorum 6 yıllık lanetten. Özleyeceğim bir lanet belki, fakat önümde beni bekleyen, biraz sıkıcı, daha çok heyecanlı bir yaşam var.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kahve makinemle serbest bir ilişki içindeyiz. Günde 7-8 fincan kahve içip üstüne uyuyabiliyorum. Kendimle ilgili ciddi şüpheler içindeyim.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Etrafımda birkaç tane, internet üzerinde de ben kaçmaya kalksam dahi gelip beni bulan gerizekalılar oluyor. Bırakın beni ya, anlaştığım sayılı insanla mutluyum.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Konya&amp;#8217;da kediler sessiz sevişiyor, İstanbul&amp;#8217;da duyduğum haz çığlıklarından mahrum (!) kaldım. Terbiyeli kedicikler.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sarhoş olasım var bir de.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/19644665673</link><guid>http://kerem.im/post/19644665673</guid><pubDate>Wed, 21 Mar 2012 00:05:09 +0200</pubDate></item><item><title>Sabah var, "Sabah" var</title><description>&lt;p&gt;Güneşli, muhteşem bir günden günaydın. Şimdi bu günü daha güzel yapabilecek tek şey, peynirli omletli, taze domatesli, salatalıklı salamlı sucuklu şöyle mis gibi bir kahvaltı olurdu. Tereyağı da olacaktı böyle. Of. Petit Beurre ve kahve ile idare etmeye çalışan zavallıyı oynuyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Muhteşem bir haftanın ardından, yine şu lanet ettiğim şehirdeyim. En azından bu sefer kendi şartlarımı güzelleştirdim. Kendi kahvaltımı yapamasam da kendi kahvemi yapıyorum. Kahvem bitmediği sürece burada mutlu olabilirim. Konya&amp;#8217;da filtre kahve olmadığı için, yardumlarinizi esurgemeyunuz! İtina ile adres veririm.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yeni müziklere, yeni muhabbetlere yelken açtığım, hayata gerçekten pozitif baktığım dönemlerden birindeyim. Uzun süredir gitarımı elime almıyordum. Dün akşam bir aldım, küsmüş bana, tüm akordunu bozmuş. Kucağıma aldım, kulaklarını okşadım, hemen barıştık, eski dostlar gibi. İlk defa gitarımla Türk Sanat Müziği çalmayı denedim. Tabii akort çok alakasızdı, bir halta benzemedi. Ama beni yakın geçmişe götüren şarkıyı gönderen gizli kahramana buradan da teşekkürümü ederim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bugün tek derdimizin &amp;#8220;Mont giyecek miyim?&amp;#8221; olmasını dileyen zavallı ben, şimdi sadece Perşembeyi bekliyorum. Bizim Cuma günleri de tatil de. Keh keh.&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/19568160978</link><guid>http://kerem.im/post/19568160978</guid><pubDate>Mon, 19 Mar 2012 12:37:49 +0200</pubDate></item><item><title>Sabahın bembeyaz bir şekilde beni karşıladığı bir güne uyanmıştım. Perde aralıktı bu sefer, uyurken...</title><description>&lt;p&gt;Sabahın bembeyaz bir şekilde beni karşıladığı bir güne uyanmıştım. Perde aralıktı bu sefer, uyurken kapatmayı unutmuştum. Küçük bir ışık hüzmesi odamın içini dolduruyordu. Bugün buradaki son günümdü, ve bu zamana kadar hep küskün olan hava, gidişimi adeta gülümseyerek karşılıyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;- Lanet olasıca şehir, sanki ben burada kalmaya çok meraklıyım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kahvaltımı yapmak için merdivenlerden aşağı indim. Yaşadığım yer soğuk sayılmazdı, genelde kısa kollu bir t-shirt giymem yeterli oluyordu, ve bu son gün de pek farklı sayılmazdı. İyi ısınıyordu, yine de verdiğim paraya karşılık daha çok ısınmasını beklerdim. Halen duş alırken üşüyebiliyordum mesela.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Karnımı doyurmak için biraz sosis, biraz beyaz peynir, ve koskoca bir Arjantin bardağında portakal suyu aldım kendime. Burada kendimi şımartmakta iyi olduğum her halimden belli idi zaten geldiğim günden beri. Göbeğim almıştı başını gidiyordu, iyi beslendiğimin göstergesi olarak kabul edip geçtim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kahvaltıya inerken yanımda bilgisayarımı, ve çantamı da indirmiştim. Çok şeye ihtiyacım yoktu, bir çanta yetiyordu çoğu zaman. Eskiden olsa, iki tekerlekli bavul ile yollara düşebilirdim. Yaş beraberinde temel ihtiyaçlarımı azalttı, az ile mutlu olmayı öğretti. Hayalgücüm bile çoğu zaman yeterli geliyordu bana yaşamak için. Hayatın beni yorduğu noktalarda, hayallere kaçardım, ve hayallerim beni hep mutlu etmiştir, bir iki rüyam hariç. Hayallerimi ve çantamı alıp çıktım dışarıya, istikametim tren istasyonuydu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tren istasyonuna vardığımda, hiç sigara içmemiş olduğumu farkettim. Bir bağımlıdan ziyade, çok sakin, ihtiyacı olmayan, yanında fazlalık gibi getirmiş hisseden birinin edasıyla, montumun iç cebinden sigara paketimi çıkarttım. İçindeki sigaraların çokluğu aklımdan geçenleri doğrular haldeydi, aldığımdan beri sadece iki sigara içmiştim. Paketi açıp içinden zar zor bir sigara çıkarttım. Neden bilmiyorum, sigara paketlerini açarken, içinden sigara çıkartırken hep zorlanırdım, ilk içmeye başladığım günden beri. Hatta çoğu zaman sırf bu yüzden üşenip içmediğimi bile bilirim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İstasyonda trenim beni bekliyordu. Yolcular yavaş yavaş sıralanmıştı. Sigaramı söndürdüm, ve çantamı alıp yoluma koyuldum. Yolculuğu bekleyiş geçmişte kalmıştı, ve ben şimdi yaşayacak olduğum şeylerin merağı içerisinde yolculuğuma başladım…&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/19244882731</link><guid>http://kerem.im/post/19244882731</guid><pubDate>Tue, 13 Mar 2012 21:05:14 +0200</pubDate></item><item><title>darksad:

Redd - Aşk Bu Kadar Zor mu?

Hep zor. Ama kolay olsa...</title><description>&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://assets.tumblr.com/swf/audio_player_black.swf?audio_file=http://www.tumblr.com/audio_file/15077210448/tumblr_lx2468DucJ1qkdk74&amp;color=FFFFFF&amp;logo=soundcloud" height="27" width="207" quality="best" wmode="opaque"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://darksad.tumblr.com/post/15072511064" class="tumblr_blog"&gt;darksad&lt;/a&gt;:&lt;/p&gt;

&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;Redd - Aşk Bu Kadar Zor mu?&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;

&lt;p&gt;Hep zor. Ama kolay olsa değeri bilinmezdi.&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/15077210448</link><guid>http://kerem.im/post/15077210448</guid><pubDate>Sat, 31 Dec 2011 12:23:03 +0200</pubDate></item><item><title>
Sabah gözlerimi bir açtım, bir de ne göreyim? Kar. Aylarca...</title><description>&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://assets.tumblr.com/swf/audio_player_black.swf?audio_file=http://www.tumblr.com/audio_file/12831778585/tumblr_lup6ip74rX1qaetlc&amp;color=FFFFFF&amp;logo=soundcloud" height="27" width="207" quality="best" wmode="opaque"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="zemanta-img"&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/23964209@N00/4335257436"&gt;&lt;img src="http://farm3.static.flickr.com/2748/4335257436_96009cd1a3_m.jpg" alt="Snow day" width="240" height="197"/&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sabah gözlerimi bir açtım, bir de ne göreyim? Kar. Aylarca hayalini kurdum, kar yağsa dedim, kardan madamlar yapsam, başını örtsem, şakirt bazlı halkı gıcık etsem dedim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Özetliyordu içimden geçenleri. Bembeyaz, saf duygular örtüyordu tüm toprağı, kiri, çamuru.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Temiz, bembeyaz bir kağıt gibi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yeni hikayelere hazır. Yeni ayak izlerine.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img class="zemanta-pixie-img" src="http://img.zemanta.com/pixy.gif?x-id=be381d72-8490-4f1c-b31a-f02b2102a3e5"/&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/12831778585</link><guid>http://kerem.im/post/12831778585</guid><pubDate>Tue, 15 Nov 2011 12:30:00 +0200</pubDate></item><item><title>Ne denir ki,
Gözümün önünde, gözlerinin içine baka baka gitmene...</title><description>&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://assets.tumblr.com/swf/audio_player_black.swf?audio_file=http://www.tumblr.com/audio_file/12783166306/tumblr_lun6bziixE1qaetlc&amp;color=FFFFFF&amp;logo=soundcloud" height="27" width="207" quality="best" wmode="opaque"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;Ne denir ki,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gözümün önünde, gözlerinin içine baka baka gitmene müsaade ettim. Gitmeyecektin. Sabaha kadar sarılacaktık icabında, günün doğuşunu, batışını, sonra bir daha doğuşunu görene dek.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dayanamayacaktık, birbirimizin kollarında uyuyakalacaktık. Baş başa olacaktık, kimselerin olmadığı bir çatının altında.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir şarkıyı aynı kulaklıklardan duyacak kadar uzak olsak yeter işte.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aynı rüyayı görmesek de olur, yeter ki öznesinde “biz” olalım.&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/12783166306</link><guid>http://kerem.im/post/12783166306</guid><pubDate>Mon, 14 Nov 2011 10:31:11 +0200</pubDate></item><item><title>Mesela, bu aralar kendimi bir karmaşanın içinde bulur gibi oluyorum. Yorgun bir güne gözlerimi...</title><description>&lt;p&gt;Mesela, bu aralar kendimi bir karmaşanın içinde bulur gibi oluyorum. Yorgun bir güne gözlerimi açtım, ben değildim, herkeste bir nebze yorgunluk vardı, gözlerinden okunuyordu. Sanki herkes biraz bendi bugün.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Gözlerimi açtığımda düşündüğüm fazla bir şey yoktu aslında. Bir hayal, bir mutluluk peşindeydim.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Bir şarkı duyuyorum zihnimde, sözlerini kestiremedim henüz, sadece notaları dönüyor kafamda, ben duyuyorum bir tek.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Kahve ile olan ilişkime ara vermiştim. Hata etmişim valla.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Zaman hızlı geçiyor.&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/12511399515</link><guid>http://kerem.im/post/12511399515</guid><pubDate>Tue, 08 Nov 2011 15:43:16 +0200</pubDate></item><item><title>
İçinden geldiği gibi sarıl bana, düşünme olacakları. Ne derler...</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_ltzegeEFW01qaetlco1_250.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;İçinden geldiği gibi sarıl bana, düşünme olacakları. Ne derler deme bana, veya kendine. Ya da uzak dur, soğuksan bana gelmesin.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Bir şehri özledim bu aralar. Aşkın, sevginin, özlemin şehri. Bir İstanbul özledim, hiç uyumayan o güzel şehir. Beni de hiç uyutmazdı zaten.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yaşadığım şehirde, düzenli uykum var, ama mutlu değilim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şu an İstanbul’da bir saat uyusaydım keşke. Tıkılı kaldığım şehirdeki 8 saat uykuya bedeldi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Zaman, geçsin.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img class="zemanta-pixie-img" src="http://img.zemanta.com/pixy.gif?x-id=fbde9309-71e3-4754-9aea-383561107f3c"/&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/12194485080</link><guid>http://kerem.im/post/12194485080</guid><pubDate>Tue, 01 Nov 2011 14:24:14 +0200</pubDate></item><item><title>İstediğin oldu belki.</title><description>&lt;p&gt;Kendine göre bir yaşayış biçimi seçmiştin. Ben hiç olmayacaktım belki içinde, ama planına göre gitmiyor bazen her şey.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;İçinden geldiği gibi davranmadın sırf istediğin olsun diye. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;Ya da sadece boş biriydin.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;Bakışlarında sıcaklık aradım seni tanımaya çalışırken.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sesinde bir samimiyet vardır belki dedim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yanılmışım. Ve bunu çok geç öğrendim.&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/12048227449</link><guid>http://kerem.im/post/12048227449</guid><pubDate>Sat, 29 Oct 2011 01:44:03 +0300</pubDate></item><item><title>sırf bir şey sormuş olmak için soru sorduğun oldu mu?bu yazdığım tam anlamıyla onu karşılıyor da:)</title><description>&lt;p&gt;Olmadı, ama aslında olabilir.&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/12031438840</link><guid>http://kerem.im/post/12031438840</guid><pubDate>Fri, 28 Oct 2011 16:46:48 +0300</pubDate></item><item><title>Sözün bittiği yerdeyiz derler ya hani</title><description>&lt;p&gt;Van depremi oldu olalı kendimi aştım. İnsanlara daha önce etmediğim kadar yardım etmek istedim. Bilmiyorum içimde garip bir duygu bu.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Bu uğraş yolunda attığım her adımda bana engel olmaya çalışan insanlarla karşılaştım. Gururunu haysiyetinden ve şerefinden önde tutmayı prensip edinenler, &amp;#8220;Kendinin reklamını yapıyor&amp;#8221; diyen prim avcıları, amacı yardım etmekten çok sosyal dünyadaki duruşlarını sağlamlaştırmak, imajını korumak olan yardımlaşma dernekleri. Ve tabii devletin yediği haltlar. Hepsine birinci tekil olarak şahit oldum.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Öncelikle bana engel olanlar, köstek olanlar, prim avcıları. Siz ne yaptınız? Ben ve benim gibi niceleri bir şeylerin farklı olması için savaşırken, cebinde beş para olmayan insanların bile yardım edelim katkımız olsun diye varını yoğunu ortaya koyduğu bu kardeşlik ortamının tam ortasına sıçmaktan başka neyi farkettirdiniz?&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Oh olsun kürtlere diyenler. Size bu yazdığım cümleyi bile haketmiyorsunuz, ama ben yine söyleyeyim. Aynaya baktığınızda gördüğünüz şey insan olabilir, ama alakanız bile yok. Irkçılığın medeni sayılan her ülkede nefret suçu olmasının bir sebebi var. Sizin gibi vahşiler.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Bir şeyden eminim. Bir gün ırkçı insanları anlamayacağım.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Ve şundan da eminim. Irkçı davranan insanların sevdiği biri o enkazlardan birinde şu an kurtarılmayı bekliyor olsaydı, ona el atan, yardım edenlerin arasında o nefret ettikleri kürtler de olsaydı, aynı düşünmezlerdi.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Irkçılığın temelinde o ırkı tanımaya çalışmamaktan başka hiç bir sebep yok. Irkçılık denen şey sadece, önyargıların en büyüğü.&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/11988416024</link><guid>http://kerem.im/post/11988416024</guid><pubDate>Thu, 27 Oct 2011 15:02:43 +0300</pubDate></item><item><title>Türk dizilerini anlayamayacağım.
Bazı Türk yapımı filmleri de öyle.
Bazen, acaba bende mi sorun var...</title><description>&lt;p&gt;Türk dizilerini anlayamayacağım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bazı Türk yapımı filmleri de öyle.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bazen, acaba bende mi sorun var diye düşünüyorum, ama çevremdeki arkadaşlarımın çoğu da benim gibi düşündüğünden, sorun bu yapımcılarda diye karar veriyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Keşke diyorum, insanlar şu aptal dizilere prim vermese de, prodüksiyon adına daha adam akıllı şeyler yapmaya itilse yapımcılar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aşiret dizileri, tecavüz temalı diziler, 35 yaşında oyuncuların liseli rolü yaptığı diziler. Bir Jim Carrey, bir Rowan Atkinson olamayacak cıvık komedi filmleri.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biraz daha Fringe, biraz daha House istiyor insan bazen.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Doktorlar ve türevleri değil.&lt;/p&gt;</description><link>http://kerem.im/post/11646450485</link><guid>http://kerem.im/post/11646450485</guid><pubDate>Wed, 19 Oct 2011 09:52:21 +0300</pubDate></item></channel></rss>

